Ankara Anlaşması ile 2020 yılında gıda mühendisi ve chef olarak küçük kızım ve eşim ile İngiltere’ye taşındım. Unutmadan, İngiltere’ye adım attığımızda 7 aylık hamile bir anneydim. Elbette pandemi döneminde bu zorlu kararı alırken tüm zorlukları da göze almıştım. Peki hem Türkiye’de hem de İngiltere’de doğum yapan bir anne olarak neler yaşadım, neler oldu ?

İkinci yazımda size gebelik kontrollerimin bir kısmından bahsetmiştim. Bu devam yazımda da önceden bahsettiğim gibi ev ziyareti, kontrollerim ve doğum hakkında tüm detayları vereceğim.

Doğum öncesi hazırlık: Ev Ziyareti

Children Center’dan gelen sağlık görevlisi doğum öncesi bilgi vermek amacıyla evimize ziyarette bulundu. Geleceği gün ve saati mektupla önceden bildirmişti zaten. Özetle su konularda bilgiler verdi:
*Bebeğin banyosu
*Bebeğin bulunduğu odanın sıcaklığı
*Bebeğin bakımında saçlarımın toplu olması
*Bebeğin tek başınayken beşik dışında yatırılmaması
*Bebeğin beslenme sonrası annenin yatağında uyutulmaması ve beşiğine geri yatırılması

Bir de doğacak bebeğime ait olan ve bundan sonra bebeğe ait tüm sağlık bilgilerinin kaydedileceği bir defter olan kırmızı defteri getirdi. Bebek bakımıyla alakalı bilgiler verdikten sonra telefon numarasını deftere yazdı ve istediğin zaman arayabilirsin diyerek ziyareti sonlandırdı.

Doktor Kontrolü

Doğumdan önce son bir doktor muayenesi daha gerçekleşti. Ama tabi Türkiye’deki gibi klasik bir ultrason kontrolü bekliyorken öyle olmadığını anladım. Ağrım, kanamam veya herhangi bir sıkıntım olup olmadığı soruldu, tansiyon ölçüldü ve son kez idrar testi istendi. Sonrasında ise doğumun kendiliğinden başlamaması durumunda uygulanacak prosedürler adım adım anlatıldı. Kabul edip etmediğim soruldu. Kabul ettim ve bunların anlatıldığı forma imza attım ve form dosyama eklendi. Ardından 40. Haftanın son günü için doğum tarihi belirlendi.

NHS (Ulusal Sağlık Sistemi)

Yasadığım yerdeki hastanede doğum servisi olmadığı için doğum servisi olan yakın bir kasabada doğum yapacaktım. Doktor doğum yapacağım hastaneyi arayıp belirlediği tarih için hastaneye yatış randevusu oluşturdu ve bana da sabah saat kaçta doğum servisinde olacağımın bilgisini verdi.

Son kontrolümde bu şekilde sonlanmış oldu.

Bilmeyenler için detaya girecek olursam suni doğum şeklinin anlatıldığı formda ilaç kullanılarak doğumun başlatılacağı anlatılmıştı. Bunun için iki çeşit ilaç kullanıldığı ve duruma göre ikisinden birinin uygulanacağı yazılmıştı. Daha sonrasında gerekirse suyu müdahale ile getirebilecekleri gibi detaylı işlemler de anlatılmıştı.

Ebe Kontrolü

Doğuma (40. Haftaya) kadar iki ebe kontrolüm daha oldu. Bunlarda da önceki yazılarımda belirttiğim ölçümler yapıldı. Klasik sorular soruldu.

Son kontrolümde ise; doğumun kendiliğinden gerçekleşmemesi durumunda uygulanacak prosedürler tekrar tekrar anlatıldı. Kontrolde doğumdan sonra kaç gün içerisinde hastaneden çıkabileceğimi sordum. Ebe her şey yolunda giderse yani anne ve bebek sağlıklı ise aynı gün içerisinde 6 – 7 saatte çıkabileceğimi söyledi.

Ebe Kontrolü

Doğuma Gidiş

Ve gel gelelim doğuma…

Tahmin ettiğim gibi doğumum 40 hafta bitene kadar gerçekleşmedi. Doktorun dediği tarihte hastaneye gittik. Dilini bilmediğim bir ülkede tek başıma doğum yapacak olmak beni yeterince endişelendiriyordu. Bir de kızım daha uyurken arkadaşıma emanet etmek ve eve dönüş için doğum suresini kestirememek beni yeterince strese sokmuştu.

Hastaneye eşimle birlikte gittik ve serviste hemen bir odaya alındık. Ebe kontrol amacıyla yanımıza geldi ve tansiyonumu ölçtü. Stresten olsa gerek, biraz yüksek çıktı. Bu nedenle bir süre sonra tekrar ölçeceklerini söylediler. Ardından Covid-19 testim yapıldı. Doğumu başlatacak ilacın doktor tarafından reçete edileceği ve doktorun da operasyonda olduğu bilgisi verildi, bu nedenle iki saat bekletildik.

Sabahtan prosedürlerde bir aksaklık olduğu belliydi. Ardından ebe geldi ve hala doktoru beklediklerini söyledi. Doktoru beklerken günün dörtte birini hastanede öylece geçirmiş olduk. Öğlen 1 civarı doktorun acil bir doğumla ilgilendiği ve ertesi gün gelmem gerektiği söylendi. Defalarca özür dilenerek eve yollandık.

İkinci Kez Doğuma Gidiş

İkinci gün nereye nasıl gideceğimi bildiğim ve sanırım kızımın oyalandığını gördüğüm için içim rahat bir şekilde hastanenin yolunu tuttum. İçim rahat bir şekilde diyorum çünkü başıma neler geleceğini biliyordum. Türkiye’de de aynı uygulama ile doğum yapmıştım.

Hastaneye gittiğimizde öncelikle tek kişilik bir odaya alındık. Gelen ebe, kilo ve tansiyon ölçümü yaptı, idrar istedi. Ardından vardiya değişimi yapıldı ve bir önceki gün takibimi yapan ebe benimle ilgilenmeye başladı. Sıfırdan başlıyor gibi prosedürü anlattı. Sorum olup olmadığını sordu. Ardından ilacı vajinama yerleştirdi. Hemen Nst cihazına bağlandım. Bebeğin kalp atisi ve doğum kasılmalarının takibi bu cihazla yapılıyor. 15-20 dakika anca geçmişti ki rahmimin alt kısmında ağrılar hissetmeye başladım bile. Bu süreçte ağrılarım giderek şiddetlenmeye başladı fakat konuşmama engel olacak düzeye henüz erişmemişti. Ateş basmaları ve şakaklarımda zonklamalar hissediyordum. Bir ara Nst cihazında bebeğin kalp atışını 80’lerde gördüm ve eşime dönüp ebeye haber vermesini söyledim. Ebe kâğıdı inceledi. İnanılmaz korkmuş bir şekilde probun yerini değiştirdi ve bebeğin kalp atışlarını normal seviyede yakaladı. Tekrar 100’un altına düşer ise yardım butonuna basmamı söyledi ve gitti. Ardından bu olay tekrar yasadım. Ebe yine inanılmaz korkmuş ve panik bir şekilde bu durumun normal olmadığını, doktora danışacağını gerekirse başka bir yol izlenebileceğini söyledi. En düşük ihtimalle de olsa cihazın bir sure benim nabzımı ölçmüş olabileceğini söyledi. Ben de ona bunun yüksek ihtimal olduğunu çünkü bebeğin pozisyon değiştirmesinden sonra cihazın ölçüm yapamadığını söyledim. Tabii ki de beni dinleyip riske atmadılar.

Başka Bir Yol İzlenebilir Ne Demek?

Direk onu sordum. En berbat senaryo ile acil sezaryen olabilir seklinde cevap aldım. Ben de bebek tehlikeye girerse direk sezaryen istediğimi söyledim. Su anki durumun çok tehlikeli olmadığını söyledi ve doktoru çağırdı.

Ebe ve doktor odaya birlikte girdiler. Nst cihazından çıkan kâğıt incelendi. Ağrılarımın ne zaman başladığı soruldu, sanırım kasılmalarla birlikte yorum yapılacaktı. Doktor ve ebe biraz konuştuktan sonra doktor bir karara vardı. Ve bana dönerek ilacı çıkaracaklarını, iki saat boyunca bebeği izleyeceklerini söylediler. iki saat içerisinde vücudumun doğumu kendiliğinden başlatabileceği de bir ihtimal olarak söylendi. Ardından açılma olup olmadığını kontrol etmek amacıyla izin istediler. Fakat hiç açılmam olmamıştı. iki saatlik izleme için tek kişilik bir doğum odasına alındık. Buradaki nst cihazının ebelerin bilgisayarından takip edilebildiği, benim durumumun (odaya kimse gelmemesi durumunda dahi) sürekli kontrol ediliyor olacağı söylendi. Ayrıca benimle ilgilenen ebe değiştirilmişti. Nedenini bilmiyorum.

Doğum Odası Nasıldı?

Doğum odası dediğim yerde aklımda kalanlar şöyle idi; bebeğin ölçümlerinin yapıldığı küçük bir yataklı alan, tepede koca ameliyathane ışıkları, suda doğum için büyük bir küvet, pilates topları, lavabo, ekstra duş, tuvalet ve bir lavabo daha vardı.

Tekrar nst cihazına bağlandım. Kasılmalarım iki dakika ara ile devam ediyordu. Şiddeti giderek düştüyse de zaman aralığı aynıydı. 13:00 gibi ebe yanıma geldi. Vücudumun kasılmalara devam ettiğini, her şeyin yolunda olduğunu ve bu nedenle jel seklinde başka bir ilaç ile doğuma devam edeceğimizi söyledi. 13:30’da açılmam kontrol edildi. 2 cm açıklık ile vücudum doğumu başlatmıştı. 14:00’da tekrar ilaç vajinama yerleştirildi. Ardından tekrar açıklık kontrolüm yapıldı 5 cm açıklığım olduğu ve suyumu getirmelerinin doğumu hızlandıracağı söylendi. Ben de kabul ettim. Ebe uzun bir aparat yardımıyla bebeğin içinde bulunduğu keseyi deldi. Bu işlem sonrası sancılarım dayanılmaz bir hal aldı. Saat sadece 3 olmuştu ama ben odada adım atamaz hale gelmiştim. İki dakika ara ile çok şiddetli ağrı çekiyordum. Sancı geldikçe gaz kullanmaya başladım. O da sadece başımı döndürüyor acımı hafifletmiyordu. Epidural istediğimi söyledim ve hemen harekete geçtiler. Ayrı bir ekip geldi, bu arada tercüman da telefonda benim için çeviri yapıyordu.

Epidural Nasıl Uygulandı?

Ekipten biri Epiduralin risklerini detaylıca anlattı ve bunları kabul edip etmediğimi sordu. Çabuk olmasını ve her şeyi kabul ettiğimi söyledim. Önce belime iğne yapıldı ve omuriliğin içine kadar bir şeyler yerleştirildi. Ardından biraz elektrik verileceği, bunu hissedeceğim belirtildi. Hissettiğimi söyledikten sonra ilaç belli bir akışla verilmeye başladı. Epiduralin uygulanması 10 dakika sürmüş olmalı. O kısa surede defalarca sancı yasadım. Bu nedenle işlem bir süre durduruluyor sancım azalınca devam ediliyordu.

Doğum öncesi ebe kontrollerimde stajyer ebe doğumuma girebilir dediğim için bir kıdemli ebe bir de stajyer ebe benimle ilgileniyordu. Sancılarım olduğunda benimle özel olarak ilgilenip konuşuyorlar, ara sıra sarılıp, kafamı okşadıkları oluyordu. Epidural yapılırken de birisi bana sarılmış diğeri ise gaz çekmem için destek oluyordu. Epidural için ilaç verilmeye başlandığı an tekrar sancım geldi. Can acısıyla sağa kıvrıldım. Ebe anında sırt üstü yatmam için uyardı, bu şekilde vücudumun sağ tarafına daha fazla ilaç gideceğini söyledi.
20 dakika içinde epidural etki eder denmişti. Kaç dakika sonra etki etti bilmiyorum ama 15:40’ta kendime gelmiş ve telefonuma göz atıyordum. Bu saatten sonra sadece yatarak doğumu bekledim. Muhteşemdi.

Beklenen O An!

16:30 gibi hafif bir baskı hissetmeye başladım. Ama bu önceki doğumumda hissettiğimle kıyaslanamazdı. O nedenle çok üzerine düşmedim. Ebe 18:00’da açıklık kontrolüm olacağını söyledi. Beklemeye başladım. Mesanemi boşaltmak için odama tekrar gelen ebe, kontrolü 17:30’da yaptı ve bebeğin geldiğini, doğum pozisyonu alacağımızı söyledi. Yatağın sağ ve sol tarafından (ayaklarımı bastırıp destek alacağım) iki plastik pedal gibi bir şey çıkarıldı. Bebekle ten teması yapmak isteyip istemediğim ve babanın kordonu kesmek isteyip istemediği soruldu. Bu arada tercüman bağlandı. hattın diğer ucundaki kadın sadece çeviri yapmıyor, beni doğum anında motive ediyordu. (Neşe hanim okuyorsanız sevgiler!)

Anne ve Bebeğin Kavuşması

Klasik komutlarla doğumum bir on dakika içerisinde gerçekleşti. 17:50’de kızımı kucağıma aldım. Hemen ten teması yaptık (kordon bile kesilmeden). Ardından kordonu stajyer ebe izin alarak kesti. Bir sure sonra bebeği tartmak için aldılar bilgileri girdikten sonra hemen tekrar ten temasına devam ettirdiler.

Sanırım bebeğim iki saat göğsümde yattı. Arada bir de emziriyordum.

Doğumun Hemen Sonrasında Neler Oldu?

Aksam orada kalmam gerektiği, altı kişilik koğuş dedikleri odaya geçeceğimi ve eşimin eve gitmesi gerektiği söylendi. Özel olarak görüştükten sonra evdeki kızımın bizi beklediğini her şey yolunda ise çıkmak istediğimizi söyledik. Ebeler de bunun su şekilde mümkün olduğunu anlattılar: Yeni doğan doktoru diyebileceğim bir doktor gelip kızımı kontrol edecekti ve ben kendimi iyi hissedip yürüyebilecek hale gelince, duş alacak öyle taburcu olacaktım. Tamam dedik.

Doğumdan iki saat sonra ebe ve eşimin yardımıyla ayağa kalkmayı denedim. Fakat sol bacağımdaki uyuşukluk geçmiş olmasına rağmen sağ bacağım dik duramıyordu, yığılıyordum. Epidural yapıldığı an sağ tarafıma kısa surede olsa yatmış olmamın sonucu bu idi. Belimden aşağısının sağ tarafında hala uyuşukluk vardı. Bu arada doktor geldi ve bebeğin kontrollerini yaptı (elle kalça muayenesi, göz muayenesi, refleks kontrolü vb.).

Doğumdan 3,5 saat sonra tekrar ayağa kalkmayı denedim. Bu kez yürüyebiliyordum. Duşumu alıp kendime gelince taburcu olmak istediğimizi söyledik. Her şey için teşekkür edip +1 ile oradan ayrıldık.

Türkiye ile İngiltere’deki Doğumun Kıyaslanması

Buradaki doğumumu Türkiye’deki ile kıyaslayacak olursam konuşulacak çok konu var. En azından benim açımdan öyle. Türkiye’deki kadın doğum doktorum üniversite hastanesinde çalıştığı için ilk doğumumu orada gerçekleştirmiştim (Devlet hastanesi diye kabul edebiliriz). Yani iki ülkenin orta halli birer devlet hastanesinde doğum tecrübem oldu.

İngiltere için söylenen sağlık sistemleri kötü lafı benim için arkası bos bir cümle olarak kaldı. Önceki yazılarım da bahsettiğim gibi 7 aylık hamileyken bu ülkeye taşınmıştım. O zamandan doğuma kadar olan tüm kontrollerim sistemli şekilde ilerledi.

*Türkiye’de bu kontroller doktor tarafından yapılırken burada ebeler tarafından yapıldı. Burada ciddi bir durum olmadığı veya nadiren yapılan ultrason kontrolü olmadığı surece doktor sisteme dahil olmuyordu.

*İngiltere’ye geldiğimden beri ırkçı bir tavır görmekten korkuyordum. Sağlıkla alakalı alanda hiç bunu yaşamadım. Tam tersine her şeye yardımcı olmak için çırpındıklarını bile söyleyebilirim.

*Doğum yaptığım odanın tek kişilik olması ve eşinizle birlikte her zorluğu atlatıyor olmak güzel bir olay. Doğum çekirdek aileye has ve özel bir an ama maalesef bizim ülkemizde bu durum henüz kabullenilmiş değil. Anca özel klinik ve hastanelerde bu durum yaşanabiliyor.

*Türkiye’de maalesef sancılarınızı doğumhanede bir basınızayken atlatıyorsunuz (her ne kadar yasak dense de ben yakınlarımı içeri almıştım) ve odada 2-3 kişi de ayni durumda olabiliyor. Bu da ayni ortamda doğumu bekleyen kadınlar demek yani psikolojinizi kötü etkileyen bir durum.

*Bildiğim kadarıyla Türkiye’deki devlet hastanelerinde normal doğum için Epidural yapılmıyor. Burada belli bir açıklıktan sonra Epidural yaptırabiliyorsunuz. Ardından ben gibi oh be ne iyi ettim diyorsunuz . Kimse sizi ikna etmek için uğraşmıyor. Konu ne olursa olsun oluşabilecek aksilikler bastan anlatılıyor ve seçim size bırakılıyor. Kabul edip etmemek size kalmış.

*İngiltere’ye dair söylenen ve doğru çıkan tek şey ise normal doğumu desteklemeleri. Benim kontrollerimde normal doğum dışında bir doğum yokmuş gibi hiç bunun konusu açılmadı. Belki de benim ilk doğumumun da bu yolla olmuş olması buna sebebiyet vermiştir, bilemiyorum. Sadece hastanede bebek riske girerse sezaryen olasılığı olduğu anlatıldı o kadar.

*Sağlık çalışanlarının ilgisi bir devlet hastanesine göre kat kat iyi diyebilirim. Ebe, stajyer, doktordan tutun, yemek servis eden görevlilere kadar. Herkes çok kibar ve güler yüzlü. Sürekli iyi misin, memnun musun soruları ile geri dönüş almaya çalışıyorlar. Öyle ki Epidural işlemini gerçekleştiren anestezi doktoru doğumdan önce tekrar yanıma gelip durumdan memnun olup olmadığımı sordu memnuniyetimi görünce mutlu bir şekilde tekrar görevine döndü.

Şimdilik yaşadığım hikâye bu kadar, umarım ülkeye yeni gelmiş benzer hikâyeleri olacak insanlara ışık tutabilir, kafalarında bir şeylerin oluşmasını sağlayabilirim.

Bu ülke göçmene, farklı ırklara o kadar alışmış ki, şimdiye kadar ciddi bir sorun yaşamamış olmamız bundandır diye düşünüyorum. Umarım bundan sonra da günlerimiz güzel geçer.

Devam yazımda yeni doğan ve anne için ebe kontrolleri, ev ziyaretleri, yeni doğan GP (Sağlık ocağı) kaydı, hastane ve sağlık ocağı randevuları hakkında bilgiler vereceğim.

Sağlıkla,

Tekrar görüşelim!

Esra