Uluslararası ölçüm kuruluşlarının raporlarına göre, Türkçe ve matematik alanlarında alarm veren Türkiye’deki eğitim sistemi, yabancı dil öğrenimi konusunda da sınıfta kaldı. EF Education First isimli kuruluşun son yayımladığı, “İngilizce Yeterlilik Endeksi” adlı rapor, “Türkiye’deki yabancı dil eğitimi yetersiz mi?” sorusuna yol açtı. Türkiye’deki eğitim sistemi, “İngilizce yeterliliği kazandırma” konusunda 33 Avrupa ülkesinin sıralandığı listede 32’nci.

Böylelikle İngilizcenin ilk, orta ve lise kademelerinde zorunlu olarak toplam bin 296 saat okutulduğu ülkemizde, “İyi İngilizce konuşan ülkeler” listesinde sondan ikinci sırada yer aldı. Azerbaycan 33 ülkelik listede son sırada yer alırken listenin birinci sırasında ise Hollanda yer aldı.

Yayınlanan raporun çarpıcı noktalarından biri de, Türkiye’nin bu seviyede olmasının sebebi olarak ‘ağırlıklı dil bilgisi (gramer) eğitimi ve çok az konuşma pratiği’ olarak gösterildi.

Bu sebeple ağırlıklı olarak gündelik konuşmalarda en sık kullanılan İngilizce kalıpları bir başlık altında topladık. Hazırsanız bir göz atalım!

İngilizce ‘Slang’ İfadeler

Slang nedir, ne anlama gelmektedir?Slang” günlük konuşma dili içerisinde yer alan oldukça gayri resmi kelimeler, cümleler ve ifadelerdir, sokak ağzı olarak da ifade edilebilir. Bir diğer anlamı ise argo’dur.

Cheers – birkaç anlamı var: şerefe veya teşekkür ifadesi olarak kullanılabilir. E-mailde kullanılırsa “sincerely” ye göre daha hoş görünecek bir sözcük.
Absobloodylootely – (kaba) büyük bir hevesle onay ifade edilmesi için kullanılır.
Ace – muhteşem, harika.
All to pot – son derece yanlış bir şey.
Anti-clockwise = сounter clockwise – saat ibresi yönüne ters olan.
The Bee’s Knees – çok iyi olan bir şey.
Bespoke – sizin için sipariş üzerine yapılan bir şey.
Bob’s your uncle – her şey yolunda, her şey hazır ve tamamdır.
Bog standard – sıradan, ortalama olan bir şey.
Bollocking – kuvvetli bir şekilde cezalandırılmak. “He had a good bollocking!”
Brilliant! – muhteşem bir şey.
Car boot sale – arabanın bagajındaki eşyaların satıldığı seyyar veya bitpazarı. Bitpazarına göre kulağa daha kibar gelir.
Car park – park yeri veya garaj.

Car Boot Sale


Chuffed – bir şeyden dolayı çok sevinçli olmak veya gurur duymak.
Chunder – mide bulandırmak.
CV – kısaltılmış olan Curriculum Vitae (özgeçmiş). Amerikan İngilizcesinde resume.
Damp Squib – beklentileri boşa çıkaran olay.
Fortnight – iki hafta. Britanya’da zaman süresini belirtmek için sıkça kullanılmakta.
Jammy dodger – şanslı insan, ayrıca, leziz bisküvi.
Kerfuffle – bir şeyden dolayı çok gürültü çıkarmak, boşuna koşuşmak. “It was a bit of a kerfuffle”.
Knackered – yorgun, perişan, “dağılmış”.
Cream Krackered – çok yorgun, bitkin olmak.
Know your onions – belli bir alanda bilgili olmak, işini iyi bilmek.
Lost the Plot – deli.
Scrummy – çok lezzetli olan bir şey, enfes yemek.
See a man about a dog – gizli bir yeri veya aktiviteyi ziyaret etmek ya da tuvaleti kullanmak.
Skive – tembellik yapmak veya hastaymış gibi yaparak hesapta olmayan izni kullanmak.
Taking the piss – alay ederek birinin üzerinde üstünlüğünü kullanmak.
Tickety-boo – hızlı ve pürüzsüz geçen bir şey hakkında.

Peki All Right mı Yoksa Alright mı ?

”All right” ve ”alright” birbiri yerine kullanılabilir mi? All right’ın birçok anlamı vardır:

“güvenli,” örneğin ‘Are you all right?’ (Güvende misin, iyi misin?)
“güvenilebilir; iyi,” örneğin ‘That guy is all right.’ (O adam iyi biri)
“Pekala, tamam” anlamında, ‘All right, I’ll go with you.’ (Tamam, ben seninle gelirim)

‘Alright’ (Pekala) tek kelimelik form olarak ilk kez 1880’lerde ortaya çıkmıştır. Tümüyle tek kelimelik bir yazılıştır. İnsanlar çoğu zaman “alright” kelimesinin kabul edilen bir yazım olmadığını öğrenince şaşırırlar. Tamamının tek kelimelik yazılışı gayri resmi yazılarda görülse de, öğretmenler ve editörler bunu her zaman yanlış olarak değerlendirirler. İfadeyi hatasız kullanmak için iki kelime olarak hecelemek en iyisidir: all right.