Epistemik tükenme çağımızın ve gelişen teknolojinin yan etiklerinden biridir.Sürekli olarak bir bilgi akışı içerisindeyiz: Bu bir arkadaşımızın Facebook’ta sansasyonel bir manşetle paylaştığı, koronavirüsün yayılmasıyla ilgili yanlış bilgiler içeren bir makale olabilir. Ya da siyasi bir konu hakkında konuşmak isteyen bir akrabanın araması bile olabilir.

Tüm bu bilgiler, sanki yeterince derdimiz yokmuş gibi birçoğumuzu meşgul edip enerjimiz yokmuş gibi hissettirebilir.

Bilgi paylaşım pratiklerini inceleyen bir filozof olarak, bu deneyime “epistemik tükenme(epistemic exhaustion)” diyorum. “Epistemik” terimi, genellikle “bilgi” olarak çevrilen Yunanca episteme kelimesinden gelir. Dolayısıyla, epistemik tükenme daha çok bilgi ile ilgili bir tükenmedir. Çoğumuzu yoran bilginin kendisi değildir. Daha ziyade, zorlu koşullar altında bilgi edinmeye veya paylaşmaya çalışma sürecidir.

Şu anda, benim açımdan böyle bir tükenmeye yol açan en az üç ortak kaynak var. Ama onlarla baş etmenin yolları da var.”

1. Belirsizlik ve Tükenme

Çoğu kişi için bu yıl belirsizliklerle dolu geçti. Özellikle koronavirüs pandemisi sağlığımız, en iyi uygulamalar ve gelecek hakkında belirsizlik yarattı. Aynı zamanda Amerikalılar, ABD başkanlık seçimleri konusunda belirsizlikle karşı karşıya kaldılar: ilk olarak geciken sonuçlar ve şimdi de barışçıl bir iktidar geçişi hakkındaki sorular nedeniyle. Belirsizlik yaşamak çoğumuzu strese sokabilir. İnsanoğlu planlı ve tahmin edilebilir olanı tercih etme eğilimindedir. 17. yüzyıl Fransız filozofu René Descartes’tan 20. yüzyıl Avusturyalı filozof Ludwig Wittgenstein’a kadar birçok figür, hayatımızda kesinliğe sahip olmanın önemini kabul vurgular.

Bilginin bu kadar kolay ulaşılabilir olduğu dönemde, insanlar cevap bulma umuduyla haber sitelerini veya sosyal medyayı kontrol ediyor olabilir. Ancak çoğu zaman, doğru bilgi yerine daha fazla belirsizlik ile karşılaşır.

2.Kutuplaşma

Siyasi kutuplaşma birçok Amerikalıyı strese sokuyor. Siyaset bilimci Lilliana Mason’un “Sivil Anlaşmazlık: Siyaset Nasıl Kimliğimiz Oldu?” Adlı kitabında belirttiği gibi, “Amerikalılar siyasi olarak giderek” iki partizan takıma “ayrılıyor.” Pek çok yazar, kutuplaşmanın ‘demokrasiye nasıl zarar verebileceği’ gibi olumsuz etkileri tartıştı. Ancak kutuplaşmanın zararları hakkındaki tartışmalar, genellikle, kutuplaşmanın bilgi edinme ve paylaşma yeteneğimizi göz ardı ediyor.

Bu iki şekilde olabilir.

İlk olarak, filozof Kevin Vallier’in tartıştığı gibi, kutuplaşma ve güvensizlik arasında bir “nedensel geri bildirim döngüsü” vardır. Başka bir deyişle, kutuplaşma ve güvensizlik birbirini besliyor. Böyle bir döngü, insanları kime güvenecekleri veya neye inanacakları konusunda kararsız bırakabilir.

İkincisi, kutuplaşma, birbiriyle yarışan anlatılara yol açabilir, çünkü araştırmaların gösterdiği gibi, derin kutuplaşmış bir toplumda ortak zemini kaybedebilir ve daha az anlaşmaya sahip olma eğiliminde olabiliriz.

Başkalarının görüşlerini ciddiye almaya meyilli olanlar için, bu ek bilişsel bir yük yaratabilir. Ve sorunlar hararetli veya hassas olduğunda, bu, zarar görmüş arkadaşlıklar nedeniyle üzüntü veya partizan söylemlere karşı öfke gibi ek stres ve duygusal yükler ortaya çıkabilir.

3.Yanlış ve ya eksik bilgilendirme

Viral yanlış bilgiler her yerde. Bu, Birleşik Devletler’deki ve dünyadaki siyasi propagandaları da kapsıyor.

İnsanlar ayrıca, filozoflar Cailin O’Connor ve James Owen Weatherall’ın “endüstriyel propaganda” olarak adlandırdıkları özel şirketlerden gelen reklamlar ve yanıltıcı mesajlarla da ayrıca doluyor. İnsanlar tüm bunlara ek olarak 2020’de bir de, COVID-19 hakkındaki yanlış bilgilerle uğraşıyor.

Satranç ustası Garry Kasparov’un dediği gibi: “Modern propagandanın amacı yalnızca yanlış bilgi vermek veya bir gündemi zorlamak değildir. Eleştirel düşüncenizi tüketmek, gerçeği yok etmek.”

Yanlış bilgi genellikle tasarım gereği yorucudur. Örneğin, viral hale gelen “Plandemic” adlı bir video, COVID-19 hakkında arka arkaya çok sayıda yanlış iddiaya ve teoriye yer verdi. Gish dörtnala olarak bilinen bir taktik olan bu yanlış bilgi akışının art arda artması, gerçek denetçilerinin birbiri ardına gelen birçok yanlışı, bu yanlış bilgileri çürütmesi zor ve zaman alıcı hale getiriyor.

Peki epistemik tükenme karşısında ne yapmak gerekiyor?

Tüm bu belirsizlik, kutuplaşma ve yanlış bilgilendirme ile yorgun hissetmek ,tükenme, gayet yaygın ve anlaşılabilir bir durumdur. Ancak çözüm adına yapılabilecek şeyler de var.

Amerikan Psikoloji Derneği, haber tüketimini sınırlamak ve kişinin kontrolündeki şeylere odaklanmak gibi faaliyetler yoluyla belirsizlikle başa çıkmayı öneriyor. Diğer bir seçenek, meditasyon ve farkındalık geliştirme gibi uygulamalar yoluyla belirsizlik içeren durumlarda daha rahat olmaya çalışmaktır.

Kutuplaşmayla başa çıkmak için, “kazanmak” yerine empatik anlayış yaratma hedefiyle iletişim kurmayı düşünün. Filozof Michael Hannon, empatik anlayışı “başka birinin bakış açısını ele alma yeteneği” olarak tanımlar.

Yanlış bilgilerin yayılmasını sınırlamaya gelince: Yalnızca okuduğunuz ve doğruladığınız haberleri paylaşın. Ayrıca, etik gazetecilik veya bilgi denetimi standartlarını karşılayan bilgi noktalarına öncelik verebilirsiniz.

Bu çözümler sınırlı ve kusurlu, ama sorun değil. Epistemik tükenmeye direnmenin bir kısmı, sınırlı ve kusurlu olanla yaşamayı öğrenmektir. Hiç kimsenin tüm başlıkları incelemeye, tüm yanlış bilgileri düzeltmeye veya ilgili tüm bilgileri edinmeye vakti yok. Bunu inkar etmek, kendini yorgunluğa hazırlamaktır.

@meetugur

Mark Satta, Felsefe Yardımcı Doçenti, Wayne State Üniversitesi

Bu makale The Conversation’dan bir Creative Commons lisansı altında yeniden yayınlanmıştır.

Orijinal makaleyi burada ulaşabilirsiniz.